turkish  english  deutsch
zihin engelliler


!!! 2007 Engelliler Haftası nedeniyle düzenlediğimiz "Kompozisyon Yarışması" Sonuçlandı

2007 Engelliler Haftası etkinliklerimiz içinde yapmış olduğumuz lise ve dengi okul öğrencileri arasındaki "sınırsız imkanınız olsaydı engelliler için neler yapardınız" konulu kompozisyon yarışmamız sonuçlandı. Yarışmaya Karabük Merkez, Eskipazar, Yenice ve Safranbolu ilçelerimizden dört lise dengi okulumuzdan 7 eser katılmıştır. Yapılan jüri değerlendirmesi sonucunda Karabük Anadolu Öğretmen Lisesi'nden "Yeniden Doğuş" adlı eser birincilik ödülüne; Karabük Cumhuriyet Lisesi'nden "Güvercinler ve Tiktaklar" adlı eserler ikincilik ödülüne; Karabük Mustafa Yazıcı Lisesi' nden "İmkanları Olur Kılabilmek" adlı eser üçüncülük ödüllerine layık görülmüşlerdir. Aşağıdaki linklerden dereceye giren eserleri görebilirsiniz.

Birinci          İkinci          Üçüncü

  C. Merve TÜRKOĞLU
  Karabük Anadolu Öğretmen Lisesi 10 / A

  YENİDEN DOĞUŞ

Küçük bir çocuk koşuyor, bazen takılıp düşüyor kalkıp dizlerini siliyor ufacık elleriyle ve koşmaya devam ediyor. Salıncağın arkasına saklanıyor, babası kendisini bulunca da kahkahaları çınlatıyor kulaklarımı. Kafamı öbür tarafa çevirdiğimde spor yapan koşan gençleri görüyorum. Bense hareketsiz bedenim, hissetmediğim bacaklarımla, şu felçli halimle; ama en sağlıklı insanda bile olmayan bir yaşam sevgisiyle izliyorum doğayı.
Çok sıkıldım bana acınan gözlerle bakılmasında, o bakışları görmezlikten gelmekten, kararttıkları kalbimi yeniden hayata döndürmek için ne çok çaba sarfediyorum bir bilseler.
Ama ben onlardan daha çok seviyorum hayatı. Daha çok kıymet biliyorum, dört elle sarılıyorum işime, kalemime. Başlıyorum anlatmaya, onlara değerini bilmeleri gerekenleri bir daha hatırlatıyorum. Meğer insanlar elindekileri görmeyi ne çok istiyorlarmış. Satış rekorları kırıyor benim kitaplarım. Yazar olmak duygu ister, ezik bir kalbim, eksik bir bedenim olsa da bir şeyler başarıyor beğenilir olmak alıp götürüyor bütün tasalarımı. Unutuyorum o zaman engelimi, koşuyorum o zaman hayata doğru, kucaklıyorum haykırıyorum sözcüklerimi. Ama bu da bir süre sonra sıkıcı geliyor insana, sonra diyorum hadi rolleri değişelim ben sizin hayatınızı duygularınızı sorgulamayayım, bir kere de siz bana bir şans verin.
Kıymetini bilmem gereken ne varsa bileyim o zaman; tek bir şans bir ödül belki. Bütün imkanları dökün önüme, kurtarın beni. Kendim de değiştirebilirim hayatımı, siz bana izin verin yeter. İzin verin de sileyim gözlerinizden acıma duygusunu, izin verin de ben de sizden birisi olayım. İzin verin tıbbı ilerleteyim, teknolojiyi ilerleteyim de düzelsin engelim. Ben de koşabileyim. Özledim yürümeyi, yağan yağmurun arkasında ıslak toprağa basmayı özledim, yüzmeyi özledim, arkadaşlarımla yaptığım futbol maçlarını özledim…
Şimdi bana bir şans daha veriyor musunuz? Benim gibi bedensel özrü olan yok sadece, zihinsel engellileri de düşünüyorum ben. İmkan verin engelliler için kurulan okul sayısını artıralım, daha fazla ilgi, alaka, sevgi görelim; tüm binalara asansör koyalım rahat ulaşım yapabilmemiz için, bize özel yollar ayıralım. Önümde koşturup duran çocuk kadar saf duygularım. Yaşamak istiyorum, ben de koşup oynamak istiyorum. İzin verin bir kez daha sahip olayım bacaklarıma, izin verin kalkayım bu sandalyeden; izin verin yeniden doğayım…

  İkinci
   Yeter YÜCEL
  Karabük Cumhuriyet Lisesi 7 / A

  GÜVERCİNLER Ve TİKTAKLAR

Kasım ayıydı. Hayatımın dönüm noktasını yaşayacağımı nerden bilebilirdim ki ! Nereden bilebilirdim kolumun kanadımın kırılıp, tek arkadaşımın saat ve güvercinler olabileceğini ? Nereden bilebilirdim ayaklarımın üstünde duramayacağımı ? Şimdi hıçkırıklara boğularak ağlıyorum. Hiç utanmadan, çekinmeden, korkmadan. Keşke diyorum; keşke o gün evden ayrılmasaydım da, bugün eve mahkum olmasaydım. Televizyon izlemeye vakit bulamazken şimdi ondan sıkılır oldum. Tek sığınağım her zamanki gibi kitaplarım oldu. Hem sadece ben değil, saatim ve güvercinler de ortak oldu bu yolda. Güvercin gözlerindeki sevgiyi keşfettim ben o zaman ilk defa; ilk defa gördüm saatin bu kadar kararlı olduğunu. Yüreğimin mürekkebiyle yazdığım yazılar, şimdi gözlerimden akan yaşlarla akıyor beyaz sayfadan.
Okul fotoğraflarıma bakıyorum; ne kadar da güzelmiş o günler. Ne kadar da güzel bakmışım gülen gözlerle geleceğe. Ne kadar da güzel gülmüşüm arkadaşlarımla birlikte. Bir bebek özleminde o günleri aramak, bir menekşe kokusunda o günleri anmak. Bu hep böyle sürer mi? İçimdeki fırtına bir kör kurşunla biter mi ? İçimdeki çağlayanın coşkunluğu biter mi ?
Yüreğime taş basıp bütün eskiye ait fotoğraflarımı yaktım daha fazla canımı yakmasınlar diye. Gözyaşlarımın arkasına saklanmaktan, eski günlerin güzelliğine ağlamaktan vazgeçtim arktık. Umut ve hayat devam ediyor. Artık geçtir geçmişe ağlamak, keşkeleri yad edip canımı yakmak.
Güvercinlere söz verdim; kendim için, başkaları için bir yerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğim susup mantığım sürüklenmeye başladığımda ayaklarımı, dağlara döneceğim yüzümü. Yeni patikaları keşfedip, yeni insanlarla tanışıp, yeni hayatlara merhaba diyeceğim. Hep isteyip de bir gün yaparım diye ertelediğim ne varsa, gerçekleştirmeyi deneyeceğim; sadece kendim için değil benimle aynı kaderi paylaşanlar için.
Şu merhametsiz dünyaya ayak uydurmayacağım sevgisiz, umutsuz kalarak. Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp hapsedeceğim kokusunu içime… Pencereyi açıp güneşin doğuşunu seyredip, kuşların cıvıltılarını dinleyeceğim. Karda, yağmurda sevincine, kuşkusuzluğuna; fırtınada boranda öfkesine, isyanına ortak olacağım doğanın. Yeğenlerimin ilk adımında umudu, güvercin gözlerinde dostluğu, saatin tik taklarında kararlılığı benimseyip; sevilmeden sevmeyi, karşılıksız fedakarlıkta bulunmayı öğreneceğim. Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmeyeceğim öğrenmekten, sevmekten ve çabalamaktan. Çünkü söz verdim güvercinlere.
Elime bir sihirli değnek alıp, insanların ben ve benim gibilere olan bakışlarını değiştirip, önyargılarını kıracağım. Aynı duyguları paylaşacağımızı, aynı şeylere ağlayacağımızı, aynı şeylere güldüğümüzü çığlık çığlığa anlatacağım. Bizlere acımaları yerine, yüreğimizi yatıştıran bir tebessümü eksik etmemelerini yazacağım her yere. Şairin şu dizelerini gökyüzüne asacağım. “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine”

  Üçüncü
  Mehmet AKÇA
  Karabük Mustafa Yazıcı Lisesi 10/C

İMKANLARI OLUR KILABİLMEK

İmkanlar, kimileri için çok kısıtlı, kimilerine göre ise değeri bilinmeyen bir nimet. Herkese göre değişen, farklılaşan bir kavram. Buna yeterince sahip olamayanlar için hiç ulaşılamayacak uzak bir dağ, ona sahip olanlar içinse hep olmadığı düşüncesi, doyumsuzluk.
Her insan imkanları ölçüsünde yaşar hayatı,imkanları ölçüsünde yer, giyinir, dolaşır, yardım eder.. Daha ilerisi için gücü yetmez ; ama hep hayal kurar . Hayaller onun umudur olmayacağını bilse bile hayal kurar buna hiç ihtimal vermese de bunu yapmaktan bir türlü kendini alamaz . Çünkü gerçekler bazen kendini göstermek istemez.ve insan hayallerle tanır
Tüm dünyayı ve hayatı , görünmemek, daha fazla acıtmamak, yaratmamak ister insanı, Her zaman yüz yüze gelmek istemez , kaçırır bazen kendini. Hayaller çıkar ortaya o sırada ortaya umutlandırır, sevindirir bir anlık bile olsa mutlu eder insanı . Düşünür her insan sokaktaki çocuk düşünür çevresine param olsa da top alsam oynasam der, bir baba düşünür aileme iyi bakabilsem diye Aslında herkes kendini düşünür, kendi ailesini, arkadaşını eşini dostunu, akrabasını düşünür. Çevresine dikkat etmez ilk akla gelmesi gerekenleri düşünmez. Kendince o da haklıdır.Önce kendime , sonra çevreme bakayım der, Ya diğerleri ? örneğin engelliler . Biz doğarken bizimle beraber misafir olur bazı engeller. Bazıları da davetsiz misafir gibi çalar kapımızı. Hiç beklemediğimiz bir anda, davet etmek gibi bir şans bırakılmamıştır.Hayatımızın bir parçası olur bir ömür boyu. Onunla yaşamayı kabulleniriz bir müddet sonra isteriz ki diğer insanlarda kabul edip benimsesinler bir bütün olarak bizi; Ama nedense hep ikinci insan konumuna konuluruz hemcinslerimiz tarafından. Peki kim düşünecek onları?
Çalışamayacak durumda bir engele sahip olanlar, kimsesiz olanlar onlar hangi imkana nasıl sahip olacak? Bu imkan nasıl sağlanacak tabi ki imkan denilen nimete yeterince sahip olanlar. Artık sadece kendini değil, en azından çevresindeki muhtaç durumda olanları da düşünmesi gerekenler. Bu onların bir fidanın büyütmesi gibi bir şey. Peki ben yardım edecek imkana sahip olsaydım ben ne yapardım? Ben onlara uygun bir meslek arar ve kendilerini fazla zorlamayacak işler yapmalarını sağlardım. Onlar için okullar açar eğitim almalarını, dünyadan, insanlardan uzak kalmamalarını sağlamak, diğer insanlardan farklı olmadıklarını göstermek için çabalardım. Onların engellerince ayırt edilmemelerini önleme çalışırdım.
Önce kendimize sonra onlara bakalım. Kendimizi onların yerine koyalım. Bencilikten kaçınıp ellimizden geleni yapalım unutmayalım ki biz de o durumda olabilirdik.



YARIŞMADA DERECEYE GİRENLERDEN :
Birinciye     : Kuşadası' nda 5 günlük, 2 kişilik tatil
İkinciye      : 2 adet Çeyrek Cumhuruyet Altını
Üçüncüye  : Mansiyon ödülü (Roman)
verilmiştir.