|
Hasan Gemici Eğitim Uygulama Okulu ve
İş Eğitim Merkezi olarak Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri kapsamında
çalışmalarımızı tüm öğrenci ve velilerimizin en üst seviyede faydalanabilecekleri
şekilde yürütmekteyiz.
Berhan GÜNEŞ
Rehber Öğretmen

İLETİŞİM
ÖZEL EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ
ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN MENTAL BOZUKLUKLAR
DOWN SENDROMU, NEDİR O?
İLGİLİ KONULARDA DAHA FAZLASI İÇİN....!
www.egitimci.com
www.dostyasam.org
www.otizm.org
www.okulpdr.sitemynet.com
www.rehberlik.com
www.rehberlik.hizmetleri.com
www.rehberogretmen.com
www.yayim.meb.gov.tr/yayimlar/pdf/danismanlik.pdf
www.pdr.org.tr
www.aktuelpdr.com
www.engellininsayfasi.com
www.psikoloji.gen.tr
www.colukcocuk.com.tr

İLETİŞİM
Ailesiyle Olan İletişimi Çocuğun Dünyasında Büyük Önem Taşır.
Anne-Baba Ve Çocuk Üçgeninde Ancak Tarafların Duygu Ve Düşüncelerini Birbirlerine
Aktarmaları Ve Başarılı Bir Diyalog Kurabilmeleri Halinde Sorunlarına Çözüm
Bulmaları Mümkündür.
İLETİŞİM ENGELLERİ
1. Emir Vermek Yönlendirmek
Bu İletiler Çocuğun Duygularının Önemsiz Olduğu Mesajını Verir. Kişi Diğer
Kişinin İstediğini Yapma Zorunluluğunu Hisseder.
2. Uyarmak Gözdağı Vermek
Çocuğun İsteklerine Saygı Duyulmadığı Mesajını Verir. Bu Durum Kişide Öfke
Ve Düşmanlık Yaratır.
4. Yargılama, Eleştirme Ve Suçlama
Bu İletiler Çocuk Üzerinde Diğerlerinden Daha Fazla Olumsuz Etki Yapar. Bu
Değerlendirmeler Çocuğun Benlik Saygısını Düşürür.Çocuklar Hakkında Yapılan
Olumsuz Değerlendirmeler Çocuğun Kendisini Değersiz, Yetersiz Görmesine Neden
Olur.
5. Ad Takmak, Alay Etmek
Çocuğun Benlik Saygısı Üzerinde Olumsuz Etki Yapar.
6. Soru Sormak, Sınamak Sorgulamak
Çocuk Sorgulanıyor Hissine Kapıldığında Bu Durum Onda Güvensizlik, Kuşku Oluşturur
7. Sözünden Dönmek, Oyalamak, Alay Etmek, Şakacı Davranmak, Konuyu Saptırmak
Böyle İletiler Yüzünden Çocuk Anne Babasının Onunla İlgilenmediğini, Duygularına
Saygı Göstermediğini; Belki De Onu Dışladığını, Dikkate Almadığını Düşünür.
Şaka Ve Espriyle Karşılık Vermek Onları İncitebilir Ve İtilmişlik, Kenara
Atılmışlık Duygusunu Verir.
İLETİŞİMİN TEMEL KURALLARI
1. Konuşulanları Yarıda Kesmeyin.
2. Kişiler Hakkında Yorum Yapmayın.
3. Dinlerken Başka Şeylerle Uğraşmayın.
4.Kişileri Karar Vermeye, Yorum Yapmaya Zorlamayın.
5. Çok Fazla Konuşmayın.
6. Duygularınızı Gizlemeye Çalışmayın.
7. Zıtlaşmayın,Tartışmayın
8.Yumuşak Bir Sesle Ve Acele Etmeden Konuşun
9.Dikkatli Bir Şekilde Dinleyin Ve Dinlediğinizi Davranışlarınız İle Belli
Edin
10. Sabırlı Ve Kabul Edici Olun
11.Etkileşime Önem Verin,Uygun Olduğunda Çocuğa Dokunun Ve Sarılın
12. Basit Ve Anlaşılır Bir Dil Kullanın
13 Çocukla Yüz Yüze Konuşun Gerekirse Yere Yanına Oturun.
14. Göz Teması Kurun.
ÖZEL EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ
Okuldaki eğitim, çocuğun aldığı eğitimin bir bölümünü oluşturmaktadır. çocuk
zamanının büyük kısmını aile ortamında, evde geçirmektedir.Dolayısıyla çocuğu
ailesinden daha iyi tanıyan ve çocuk üzerinde daha etkili olabilecek hiçbir
kimse yoktur.Bu da bizlere ailenin özel eğitim açısından ne kadar önemli olduğunu
gösterir.
Özel eğitim ihtiyacı olan çocukların ailelerinde engelli çocuğa karşı bir
takım davranışlar saptanmıştır.Bunları şöyle sıralayabiliriz.
1. Özel eğitim gerektiren çocuklar aşırı derecede korunmaktadır, onların yapabilecekleri
etkinlikler engellenerek gelişimleri engellenmektedir.
2. Özel eğitim gerektiren çocuklar beceriksiz bulunmaktadır.Bu nedenle özel
eğitim gerektiren çocukların gerçekçi benlik kavramı kazanması mümkün değildir.
3. Özel eğitim gerektiren çocuklardan çok şey istenmektedir.Bu suretle beklentiler
onların başaramayacağı düzeyde tutulmakta ve çocuklar ezilmektedir.
4. Özel eğitim gerektiren çocuklar kabul edilmemektedir.Açık ve gizli olarak
reddedilmektedir.
6. Utanç duyulan bir varlık gibi kabul görmektedirler.
7. Alay konusu edilmektedirler.
8. Sık sık suçlanmakta hatta baş belası olarak kabul edilmektedir. Bu konu
çocuğun yüzüne karşı bazen sık bazen seyrek olarak tekrarlanmaktadır.
9. Günah ürünü olarak görülmektedirler.
10. Normal yaşıtlarıyla kıyaslanmaktadırlar.Bu durum çocukta
kin, nefret ve aşağılık duygularının gelişmesine neden olmaktadır.
11. Ailede şaşkınlık, panik yaratmaktadır ve çocuğun sosyal, duygusal ve
psikolojik temel ihtiyaçları karşılanamamakta ve çocuğun bedensel ruhsal,
sosyal ve duygusal durumu geçimsizlik konusu olarak kabul edilmektedir.Anne
babayı, baba anneyi suçlamaktadır.
Engelli çocukları olan ailelerin hepsinde bu tutumlar vardır denilemez. Ailenin
engelli çocuğunu içtenlikle kabul etmesi, yanlış bilgi ve tutumlardan sıyrılması,
rahatlatması , çocuğunun gerçek durumu ve geleceği hakkında doğru bilgilere
sahip olması, çocukları için neleri nasıl yapacağını bilmesi gerekmektedir.
Özel eğitim gerektiren çocukların da yaşama hakları vardır.Bu çocuklar da
en temel ihtiyaçlarını diğer normal akranları gibi hissederler.Bu çocuklarda
kendisine sevgi ile dokunulduğunda sevildiğini bilir.Kişisel ve sosyal yaşantısında
kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir.Bağımsız olarak okuma yazma becerilerini,
tuvalet, giyinme, yemek yeme, iş ve meslek becerilerini kazanarak üretici
durumuna gelebilir. Aileler 'çocuğum kimse bağımlı kalmasın.Bağımsız olarak
yaşamını sürdürsün.Bunun için çocuğuma verilecek olan eğitim sürecinin her
aşamasına katılmak istiyorum' anlayışını benimsemelidirler. Aileler çocuklarının
eğitim ve rehabilitasyon sürecinde aktif olarak rol almalıdırlar.Ayrıca çocuklarının
dil ve akademik becerilerinin gelişmesinde , mesleki ve sosyal becerilerinin
kazandırılmasında , istenmedik davranışlarının söndürülmesinde, istendik davranışlarının
kazandırılmasında , özellikle öz bakım , sosyal ve iletişim becerileri gibi
çocuğun doğal ortamda öğrenmesi kolay olan becerilerdeki gelişme ve sürekliliğinin
sağlanmasında ailelerin rolü çok büyüktür.
ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN MENTAL BOZUKLUKLAR
Çocuklarda görülen mental bozuklukları nörolojik bozukluklar ve ruhsal sorunlar
olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Nörolojik bozukluklar denildiğinde çocuğun
zeka gelişimiyle ilgili bozukluklar anlaşılmaktadır. Ruhsal bozukluklar denildiğinde
ise kişinin kendi kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içinde
olmadığı anlaşılmaktadır.
Nörolojik Bozukluklar
Nörolojik bozukluklar içinde en çok zihinsel engel göze çarpar. Zihinsel engel
çeşitli nedenlere bağlı olarak zihnin yeteneklerinin yavaş gelişmesiyle çıkan
durumdur. Zihinsel engelli çocuk, anlama, konuşma, öğrenme, kavrama ve çevreye
uyumda yaşıtlarından çok geri kalmış çocuktur. Zeka geriliği psikolojik ve
eğitsel olmak üzere iki şekilde sınıflandırılır. Psikolojik sınıflandırma
kendi arasında hafif, orta, ağır ve çok ağır derecede zihinsel engelliler
olarak, eğitsel sınıflandırma ise eğitilebilir, öğretilebilir ve ağır, çok
ağır zihinsel engelliler olarak gruplara ayrılırlar.
Zihinsel engelin nedenleri başlıca üç kümede toplanırlar;
a. Doğum öncesi nedenler; gebelik sırasında annenin aldığı
ilaçlar, geçirdiği kanamalar ve ateşli hastalıklar bu gruba girer.
b. Doğumla ilgili nedenler; doğumda çocuğun nefes almasını
durduran nedenlerin beyin dokusunun beslenmesini engellemesidir.
c. Doğum sonrası nedenler de ise; erken çocuklukta geçirilen menengitis gibi
ağır beyin yangıları yer alır.
Zihinsel engelli çocuklara en etkili yardım şimdilik özel eğitimle sağlanabilmektedir.
Klinik tip zihinsel engelliler ise hidrosefali, mikrosefali, kretenizm, down
sendromu (mongolizm), phenly keton uria (PKU), Rh faktör kan uyuşmazlığı,
galactosemia, Cerebral Palsy ve brain injured olmak üzere 9 gruba ayrılırlar.
En yaygın olanları ise aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Hidrosefali:Halk arasında büyük kafalı diye adlandırılan bir zihinsel özürdür.
Hidrosefalilerde beyin zarı ile kafatası arasında bulunan cerebro-spind denilen
sıvı artar. Sıvı artınca beyne yapılan basınç fazlalaşır, beyin gelişimini
engeller ve fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Bunun sonucu olarak da
etkilenme derecesine oranlı bir zihinsel engele sebep olmaktadır.
Mikrosefali: Kafanın son derece küçük olması nedeniyle
beynin gelişiminin sınırlanmasıyla meydana gelmektedir.
Down Sendromu (Mongolizm): Down sendromunun kromozom anormalliklerine
bağlı olduğu bilinmekte ancak bu anormalliklerin nedeni kesin olarak bilinmemektedir.
Down sendromlu çocuklar genellikle çekik gözlü, kafaları küçük, boyun kısa
ve geniş, el parmakları kısa, parmak uçları küttür. Down sendromlu çocuklar
normal çocukların gelişim sıralarını izler, ancak daha uzun zaman alır; fakat
çocuğa erken dönemlerde yardımcı olunarak bu zamanı kısaltmak mümkündür. Bu
da evde bilinçli bir eğitimle ve çocuk okulöncesi eğitimi alabilecek seviyeye
geldiği zaman okula göndermekle sağlanabilir
Cerebral Palsy (Beyinsel İnme): Beyinsel inme bir hastalık
değildir. Bulaşıcı olmayıp, düzeltmek de mümkün değildir. Beynin zedelenmesi
sonucu da işlevlerde yetersizlikler ortaya çıkmaktadır. Ancak devinimsel
yetersizliklere ek olarak nöbetler ve organik kaynaklı davranış bozuklukları
da gözlenebilmektedir. Doğum öncesinde, doğum sırasında ve sonrasında beyinde
zedelenmeye yol açan herhangi bir durum beyinsel inmeye neden olabilir.
Ruhsal Sorunlar
Zeka gerilikleri ve öğrenme bozuklukları dışında , çocuklarda görülen ruhsal
sorunları dört grupta toplayabiliriz;
a. Davranış Bozuklukları: Sürekli hırçınlık, yalan, hırsızlık, saldırganlık,
okuldan kaçma, sürekli başkaldırma ve kuralları çiğneme gibi belirtiler ve
hiperaktivite bu grupta yer alır. Davranış bozuklukları, çocuğun çeşitli ruhsal
ve bedensel nedenlere bağlı olarak, iç çatışmalarını davranışa aktarması sonucu
ortaya çıkar.
b. Duygusal Bozukluklar: Bu grupta yer alan sorunlar, çevresinden çok kendisini
tedirgin eden ruhsal belirtilerdir. Korkular, saplantılı düşünceler, uyku
bozuklukları, kekemelik, tikler ve benzer sorunlardır.
c. Alışkanlık Bozuklukları: Parmak emme, mastürbasyon, tırnak yeme, gece altını
ıslatma, dışkı kaçırma gibi alışkanlık haline gelmiş davranışların düzensizliğiyle
ilgili belirtiler bu grupta toplanır.
d. Ağır Ruhsal Bozukluklar: İçe kapanıklık veya psikoz denen ve çocuğun uyumunu
her alanda ve sürekli bozan ruhsal bozukluklardır. Erken çocukluk otizmi de
bu grupta yer alır.
Hiperaktivite (Aşırı Hareketlilik): Aşırı aktivite, düşüncesizce davranma
ve ilgi dağılımı olarak belirlenen bu üç özellik hiperaktivite adı verilen
bir çeşit psikolojik bozukluğun belirtisi olarak kabul edilmektedir. Hiperaktivite
tanısı çoğunlukla 8-12 yaşları arasında yeni okul çağındaki çocuklara konulmaktadır.
Nedenleri henüz tam olarak bilinmemekte, çeşitli varsayımlarla kısmı açıklamalar
getirilmektedir. Birçok hiperaktif çocuk dili anlar ve iyi kullanabilir ancak
sürekli hareket halinde olduğundan dikkatini toplayamamakta, bu nedenle de
anlama becerileri kazanmada güçlük çekmektedirler. Genellikle kendilerini
başarısız görürler, arkadaş canlısıdırlar. Hiperaktif çocuklar ilaçla ya da
psikolojik olarak 2 şekilde tedavi edilebilmektedir.
Otizm: Günümüzde otizm değişik derecelerde ortaya çıkabilen bir ruhsal gelişim
bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. "kendi içine kapanmış, kimseyle iletişim
kurmayan ve herhangi bir duyguyu dile getirmeyen çocuk otizmin tipik belirtilerini
göstermektedir.
Otizmin organik etkenlere bağlı olduğunu gösteren güçlü kanıtlar vardır. Otistik
davranış çeşitli sinir sistemi bozukluklarından kaynaklanabilir. Kalıtsal
etmenlerde otizmde rol oynar. Otizmin temelinde yatan işlevsel yetersizlik
henüz belirlenememiştir.
Down Sendromu, nedir O ?
Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük düşmanı bilgi eksikliğidir.
Bu yüzden, Down Sendromu nedir? sorusunu cevaplamaya çalışacağız.
En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine
fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir
hastalık değil genetik bir farklılıktır.Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer
çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir.
Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması
gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.
Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down
Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan
hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar
gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri
ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip
bir birey olarak büyüyeceklerdir.
Neden çocuğum Down Sendromlu?
Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler konusunda, annenin yaşı,
radyasyon, troit antibodies, uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler
ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik kazanmış olanı yoktur. Sonuçta
21. Kromozom bilinmedik bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini korumuştur.
Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklığı ile ilişkili olan tek
istatistik veridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin
yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden de kaynaklanabileceğini
göstermiştir.
Down Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?
Down Sendromlu çocukların ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı
değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk
duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler. Down
Sendromlu bir çocuğun mümkün olduğu kadar sosyal bir ortamda büyütülmesi,
gelişimi için son derece yararlıdır.
Down Sendromlu çocuklar birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenir ve
normal gelişme prosedürünü daha geç tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların
hepsini öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için aile
içi yardımın yanı sıra geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı
da çok önemlidir.Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin üstesinden
gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan
diğer çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.
Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Oyunların özellikle
engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları, tekerlemeler
ve şarkılar anne ve çocuğa keyif verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma
ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine uygun olana katılma imkanı
sağlar.
İlk yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme programı oldukça önemlidir.
Erken destekleme sayesinde çocuğunuz birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve böylelikle
kendisini de geliştirebilir.
Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini
hızlandırabilir.
Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım, öğrenme ve geliştirme programları,
tüm zihinsel ve gelişim zorluğu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat her
çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir. Bu nokta asla unutulmamalıdır.
Erken destekleme programları çok olumlu sonuç vermektedir. Ancak bu tür programlar
uygulanırken sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz ki çocukların
zorunlu bir çalışma programına kıyasla sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır.
Ve anne-baba, eğitim konusunu gereğinden fazla ön plana çıkarırsa çocuğunun psikolojik
dengesini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir
diğer nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar birbirine çok fazla benzese
de her birinin farklı yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdığıdır.
Sayfa Başı
|